Ana MenüGiriş Formu |
Anasayfa
Ziyaretçi Defteri Ziyaretçi DefteriZiyaretçi Defterine Yaz
Kenan
20 Haziran 2009 11:25 | İstanbul
Slm ben ÇAyırbaşı köyünden Kenan İZCİ.Okulumuzla ilgili resim ve etkinlik yeterli bulunmamaktadır. Değerli muhtarım bu konuda hassasiyet göstermenizi diliyorum ve okuyan öğrencilerimize başarılarının devamını diliyorum.Değerli Göle Kaymakamımıza okulumuza göstermiş olduğu katkılarından dolayı teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.
Hüseyin
17 Haziran 2009 18:24 | sakarya
çok güzel siteniz çok teşekkürler www.vaziyet.net
emrah
14 Haziran 2009 13:20 | istanbul
ben de bir göleliyim dereyolu köylüyüm siteniz harika olmuş. ama sinden bir isteğim var gölemizin kaşar festivalini neden bir televiz yon kanalı gelmiyor inanın gurbetteki gölelilerde benim gibi düşünü yor çünkü biz yeşil gölemizi çok özledik.
aslı
11 Haziran 2009 11:12 | balıkesir
siteniz cok guzel olus.göleyi cok guzel tanıtmıss:)
MUSTAFA SARITAÇ
10 Haziran 2009 00:45 | MALATYA
YENİ BELEDİYE YÖNETİMİNE …. Uzun yıllar yurtdışında çalışmış, iş dünyasında iyi yerlerde bulunmuş bir arkadaşımla telefonda konuşurken konu bir ara yöneticiliğe geldi. Ben bir yöneticinin başarılı olması için zaman ve koşulların çok etkili olduğunu, aynı yöneticinin zaman ve koşullar değiştikçe başarısının da değişkenlik gösterebildiğini, kurumsallaşmanın olmadığı yerde yönetimsel işlerin genellikle duygusal ve gerektiğinde kayırmacı olabildiğini, adaletin değişkenlik gösterebildiğini zaman içinde gözlemlediğimi söyledim. Hatta bir yönetici ne kadar doğru olanı yapmaya kalksa da, doğrudan etkilenip zarar görebilecek çalışanların zararlarını önlemek için, mağduriyet sosuna bulanmış üzgün cümlelerle başka yerlere ulaşıp, yöneticinin doğrularının önünü kesmesi bile mümkün olabiliyor dedim. Böylece yönetici, yönetim gücüne müdahale eden kişisel / gurupsal/ siyasal bir yığın faktörler nedeniyle iş yapma, karar verme ve uygulama sürecinde zorluklar yaşamaktadır. Yönetici güçlü ise eleştiri kısık sesle yapılmakta, hatta yüksek sesle eleştiri için yöneticinin gitmesinin beklenmekte; ancak yöneticinin yaptırım gücü çalışanların gücünden çeşitli nedenlerle eksik ise çalışanlar, doğruları eğip bükebilme, kişiselleştirme ve uygulama zafiyeti gösterebilmektedir. *** Arkadaşım, hayatı boyunca yönetici olmamış birisi. İşini profesyonelce yapmış, profesyonellerle çalışmış ve işin doğru sonuçlanması için ne gerekiyorsa ve kim ile doğru sonuca ulaşabilecekse onlarla çalışılan sistemin bir parçası olmuş. Yani kişiye iş alanı açmak ya da alan uzmanı olmasa da göz yumulan elemanları hiç olmamış. Konuşma esnasında yönetici ve yöneticilik üzerine çok hoş saptamalarda bulunduk. ‘Yönetici; Çalışanları istediği saatte işe gelirken, kendisi erkenden gelmek zorunda olan kişidir’ ‘Mesai saati bitiminde de en son çıkması gereken, aynı zamanda da yazışmaları, ertesi günün işlerini, planlanan işlerin nasıl olacağının yükünü gün boyu/ geceler boyu sırtında hisseden kişidir ‘diye bilinir. Oysa ki; *Yönetici olanın iddiası olmalıdır. *Gelmesiyle kat edilecek yolun planlarının işe başlamadan biliniyor olması, yapamadıklarının nedenleriyle sorgulanması gerekmektedir. Bu ekibin parçalarının da kendini büyük görmesi-göstermesi / fazlasıyla önemsemesinin hiçbir önemi yoktur. Büyüklüğün planlanan işe katkısının önemiyle orantılı olduğunu düşünürüm. Ama kurumsallığın ve kriterlerin olmadığı ya da benimsenemediği yerlerde iyi ve kötünün, iş yapmayla- yapmamanın ayrımı yoktur. Herkes iyi, herkes başarılı, herkes büyüktür. Yalnız… Kimseye eksik olduğunu, düşünsen/ bilsen bile söylemeyeceksin. Altın kural budur. O yüzden akıllı insanları yönetici yaparlar, ancak; Ama daha akıllılar da, akıllı insanları akıllıca çalıştırmasını/önünü açmasını bilendir. Sayın başkanım: *** Kişisel performans ve nitelik çok önemli. Proje üretiminde; takım ruhu, ileri sunum teknikleri, geri bildirim, zayıf halkanın saptanması, motivasyon ve cesaretlendirme, yaratıcı fikrin ödüllendirilmesi, çalışan ve üretene saygı, inisiyatif vardır. Tutku, sorumluk alabilme, güvenirlik, vizyon, takım için çalışan parçaların ortak ideali en iyi şekilde kavraması, doğru çözüme yönelik gerçek adımlar olarak görünür. Bir takımda kibir, gurur, böbürlenme, kendini daha önemi hissetme ayıklanan zafiyetlerdir. Bilinir ki yaşam gibi sorunlar da canlı bir kimliğe sahiptir ve zaman içinde sorunların cevapları da değişir. Bunun da hesaplanması gerekir. İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz der Einstein. Ulaştığı sadece konfor, güç elde etmek, ayrıcalık edinmek ve’ mış gibi’ olmaktır. Düşünmek lazım. Herkesin tek tek bakıldığında çok başarılı olduğu söylenen bir ülkede, toplam başarı neden bu kadar düşüktür? Yine Einstein’dan olsun son cümle“ Yüksek ruhlar, her zaman sıradan akılların şiddetli muhalefetiyle karşılaşırlar. Onlar bir adamın hiç düşünmeden kalıtsal ön yargılara neden yönelmediğini, ancak dürüstçe ve cesaretle kendi zekâsını kullandığını anlayamazlar.” Sayın başkanım ve Sayın Meclis üyeleri: Hayatta, doğrular ve olması gerekenler bir günde oluşamıyor. Doğrunun yolu yanlışı bilmekten/ yaşamaktan geçiyor. Kazanım dediğimiz şey her gün /bıkmadan her gün hayatı yeniden şekillendirmekten geçiyor. Hem de kendin için değil. mustafasaritac@hotmail.com MUSTAFA SARITAÇ 351 Ziyaretçi Defteri Kayıtlar |
Ziyaretçi Defteri